27 Ocak 2012 Cuma

İstanbula Şubat Ayından İtibaren 2 Sene Tren Yok (Köseköy - Gebze hattı kapanıyor)

TCDD'nin web sayfasındaki "Ülkemizin en büyük Yüksek Hızlı Tren hattı olan Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Hattı'nın Eskişehir-İstanbul kesiminin yapımı devam etmektedir. Yeni yapılan Yüksek Hızlı Tren hattı bazı yerlerde mevcut demiryolu hattıyla kesişmekte; Köseköy-Gebze kesimi ise istimlâk zorlukları nedeniyle tamamen mevcut hat üzerine oturmaktadır. Hatta yapılan çalışmayla tren trafiğini aynı anda sürdürmek mümkün değildir" cümlesi ile başlayan yolculara yönelik duyurudaki söylemle birlik önümüzde ki Şubat ayından itibaren 2 yıl süreyle tren trafiğine kapanıyor.Bu süre çok uzun bir süre İstanbul gibi bir metropole 2 sene tren seferinin olmaması rezillikten başka bir açıklaması yoktur.Türkiyeye çağ atlatacağım derken 2 sene çağ dışı yaşamaya mahkum bırakılacaktır.Raylar aynı hat üzerinde olduğu için istimlak bedeli de pahalı olduğu için bu durumda yapmak zorunda kaldıklarını açıkladılar.Buna gülerler açıkçası yaptığımız uluslararası antlaşmalara göre demir yolu ulaşımı kesilemez bunu bilen bakanlık Köseköy - Derince hattında sadece yük trenlerinin tek taraflı çalışması ve Derinceden Tekirdağ'a bu trenlerin feribot ile taşınması kararını almış bu çok dahamı ucuz olucak sormak istiyorum.Hem TCDD bir KİT tir kar amacı güdmesi beklenemez o yüzden çok saçma sebepler.Mühendislik bakımından bakarsak artık her yerde tek hat üzerinden yapılabiliniyor bu çalışmalar.




 Aşağıdaki Hat Kapanmadan Tünel Onarımının Güzel Bir Örneği Mevcut:








Cuma Akşamından Pazartesi Sabahına Kadar Çift Hat Komple Köprü Yenileme Videosu:




Cuma Akşamından Pazartesi Sabahına Demiryolu Alt Geçit Yapma Videosu:








  Üretilen bu projenin ne kadar yanlış olduğunu ne kadar düşüncesiz olduğunu anlatmak gerçekten basit.Avrupa da bir metropol düşünün 20 milyon nüfusu olsun transit geçiş noktası üzerinde olsun ve 2012 yılında 2 sene tren çalışmasın gerçekten bir yabancıya söyleseniz size kıçıyla güler.Ama gerçek maalesef işin ilginç tarafı yapılacak olan YHT yolu eski yolun bulunduğu bölgeye inşaat edileceği için virajlar ve dönüşler değişmeyecek bu hat Köseköy - Haydarpaşa hattı arasında  nomalde 160 km ile gitmesi gereken tren 100 - 120 km arası seyir edecektir buda yanlışların devam kısmıdır.


   Bu hat üzerinde günde 5000 kişinin ortalama işine okuluna gittiğini ve buna anadoluya giden trenleri katarsak günde 10000 kişinin bu yol üzerinde seyhat ettiğini düşünürsek elimizi vicdanına koyup düşünmek lazım bu insanlara karayolundan çözüm sağlanacak deniyor.Karayolundan sağlanacak çözüm tren kadar uygun fiyatlı yada tren kadar hızlı olacakmıdır zaten normal şartlarda mevcut trafiği kaldırmayan yollar bu yeni akını nasıl taşıyacaktır ben okudum baktım düşüncelerimi yazdım olay dümdüz ovalara ray koyup boş gidip gelen YHT trenlerini işletmek değil kimseleri mağdur etmeden bu işleri nihayetine kavuşturmaktır kanısındayım.Saygılar.


Kaynak için:http://kentvedemiryolu.com  Ömer Tolga SÜMERLİ

18 Kasım 2011 Cuma

"Couch Surfing" Bir Kanepede Dünya Yolculuğu

Sizlere "Couch Surfing " denilen kimileri için yeni ufuklar açabilicek bir hadiseden bahsedeceğim.Kimileri daha önce biliyor olabilir , kimileri direk uygulamış olabilir , kimileride benim gibi lise yıllarında bilip imkansızlıktan yapamama ve yıllar sonra bir şekilde karşısına çıkması sonu karşılaşmış olabilir ben bilmeyen ve bilip de unutan arkadaşlar için tekrar yazmak istedim.Couch Surfing bir nevi bir dolaşım programı , ücretsiz konaklama diye tanımlayanlar olabilir , kültür köprüsü diyenler olabilir.

Bu site insanların ücretsiz olarak karşılıklı evlerini açtıkları , sitenin sayfasından tanışıp birbirlerini misafir ettikleri bir kültür programı , hiç tanımadığınız yabancı bir insanı kendi evinde ağırlamanın verdiği heyecan ve ilginçliği yaşamak inanın güzel bir duygu yada sizin daha önce hiç tanımadığınız birinin evinde dünyanın herhangi bir köşesinde bir kanepede uyanmanız gerçekten maceranında ötesinde bir şey olmalı Couch Surfing bunları size vaad ediyor.Sadece yurt dışı olarak da düşünmenizi istemem Türkiyenin her şehrinde üyeler bir odasını bir kanepesini size vererek hem yeni kültürler tanımanıza hemde yeni yerler görmenize vesile olabilir.Peki nasıl inanıyorsun nasıl gidiyorsun derseniz de cevabım hazır referans denen bir hadise var bu hadise bu olayın en garanti kısmı yani daha önce birbirlerini ağırlamış kişilerden referans alarak gidiyorsunuz ve sıkıntı yaşamıyorsunuz.Tek yapmanız gereken kendinize ait bir profil açarak kendinizden yaşadığınız yerden detaylı şekilde bahsetmek zamanla talepler gelecektir ve sizde bu talepleri değerlendirip evinize misafir alabililecek yada sizler başkalarına talep edebileceksiniz.Olayın birde olumsuz özelliği var biz Türküz bizim erkeklerin abazan modellerinin site içinde çokluğu bakımından bize birinin misafir gelmesi yada bizim gitmemizin evresi biraz daha uzun sürüyor.En nihayetinde bu sitedeki herkes birbirinden haberdar ve mimlenme olayı baş gösterebiliyor.Yeni başlıyacaklar için öncelikle birkaç kişiyi misafir edip olumlu referanslar aldıktan sonra başka bir yere misafir olma talepleri daha olumlu karşılanacaktır.Bide bazılarının yaptığı toplu olaylar oluyor Polonyoda bir kızın evini boyamasına yardım etmek için farklı ülkeden farklı insanlar toplanabiliyor.Aslında benim gibi futbol tutkunu kişiler için kaçınılmıcak fırsat nette bulacağın bir Real Madrid taraftarıyla El Clasicoyu yerinde izleyebilir aynı zamanda Madridi görmüş olabilirsiniz.Şimdi bence durmayın http://www.couchsurfing.org adresinden girip kendinize bir profil oluşturun belkide sizi hayallerinize götüren yol bilmediğin bir ülkede tanımadığın bir kişinin kanepesindedir.

26 Ekim 2011 Çarşamba

Deprem ve Van


Gerçekten bu son ay çok fazla acı çektik. Bizim oturduğumuz yerde gönlümüz sızlarken doğuda yaşayanlar , çocukları doğuda askerlik yapanlar , doğulu olup gurbette olanlara Allah kolaylık versin.Her ne kadar terör olaylarını bu konu içinden ayrı tutmaya çalışsamda malum yaşanan olayların bir kısmı içine çekti.Farkındasınız dimi askerimiz doğuda ne kadar çok şeyle mücadele ediyor.Yılmıyor ayırt etmiyor.Biz burda oturduğumuz yerde ayırt ediyoruz.Kınıyoruz beddua ediyoruz.Kimse çıkıpta orda ölenler pkklı oh oldu demesin çünkü değiller.Hepsi birer yurttaş ve devletinden yardım bekliyor hani o trenlere taş atan çocuklara bugün Türk olduklarını anlatamazsak ne zaman anlatıcaz bugün orda yurttaşıma yardım etmem diye zaten Türkiyeyi gözünde bölmüştür ve en büyük bölücü odur bence.Türkiyenin her yerinden yardımlar toplanıyor herkes bişeler yapma peşinde Marmara depremini yaşayan herkes bilir içecek bir suyun bulunmadığı bir ortam oluveriyor dünya biranda.Şimdi size bir hikaye anlatacağım aynen kopyala yapıştır yapıyorum;

deprem olur olmaz van'a kazak, bot, mont gibi eşyalar gönderirken montun cebine "geçmiş olsun kardeşim, ben de gölcük'te senin şu an yaşadıklarını yaşadım. maddi manevi ne sıkıntın olursa bana 05xxxxxxxxx numaralı telefondan ulaşabilirsin, hiç çekinme." yazılı bir kağıt koyulduğundan 3 gün sonra gelen mesaj:

"allah razı olsun kardeşim. şu an gönderdiğin montla ısınıyorum. sana söz bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım."




İşte yurttaşlık kardeşlik bu olmalı 1000 yıllık dostluk bu olmalı öle Müge Anlı gibi çıkıp aklına ilk geleni söylemekle olmaz bu işler nitekim bu hayırsız deprem daha sonra hayırlara vesile olup bu terör denilen dış mihrakların fitilleyip içimizdeki kansızların uygulamaya çalıştığı belayı def eder ve güzel ülkemize tekrar huzur kavuşur.İnşallah.Birde gericiler var yine depremi değerlendirmek için ortaya çıktılar.Deprem Vanda eğitim gören üniversite öğrencilerinin fuhuş yapması yüzünden olmuşmuş diyerek sokaklarda insanları galeyane getirme teşeppüslerinde bunuyorlarmış.Bir aklı selimde çıkıp bir şey dememiş bu sözde din adına çalışıp dinin bütün kurallarını ezen kişilere.Namaz kılmak ,oruç tutmak , hacca gitmek , zekat vermek , kurban kesmek bunların İslamın 5 şartı fakat yasaklanan şeylerde var zina sen orda birine zina yaptı diyerek diğer yasak olan bir şeyi yapıyorsun iftira ve iftiranın tek affı iftira ettiğin kişilerin hakkını helal etmesi.Orda fuhuş yapıyor bunlar diyerek halkı galeyana getirdiktikden sonra ordaki öğrencilerin helalliğini nasıl alcaksın be arkadaş soruyorum orda okuyan masum öğrencilerin okumasını engelliyince cennetlik mi olucaksın sanıyorsun.Ey Allahım sen kimseyi akıldan mantıktan yoksun bırakma.Pek dağınık bir yazı oldu bir anlık istek ile gönlümden geçenleri yazıya döktüm umarım beni anlarsınız.

25 Ekim 2011 Salı

Yeni Trendler : "photography" ve Ara GÜLER

Ne çok sevildi dimi bu kelime "photography". Eline fotoğraf makinası alan doğa , kedi , köpek çekip çekip yayınlamaya başladı.Günümüzün gözde mesleği oldu resmen hani 2008'lerde dersanelerde 4 senelik kazanıp tercih yapıcak kişilere Lojistik yaz gözde meslek işssiz kalmazsın diyip sonra bu arkadaşlarımın bir kamyon şöförü kadar bişe öğrenmeden mezun olup işssiz kalması gibi iyi fotoğrafçı olursan klip çekersin vs vs.Açık konuşucam bir bok çekemezsin kardeşim artık vesikalığı bile 2 dakikada çekip veriyorlar senin çektiğin fotoğraf ne gider Sabancı Müzesinde yayınlanır nede bir dergide , millet bunun okulunu okuyor da oraya photography yazamıyor.

Şimdi size gerçek bir fotoğrafçıdan bahsedeyim önce onunla nasıl tanıştığımı yani varlığını nasıl öğrendiğimi anlatim.Geçen haftalarda arkadaşlarla kültür oyunu denen oyunu oynuyoruz.Zar atılıyor kart çekiliyor piyonun durduğu yerdeki renge göre kartın üzerinden soru soruluyor falan fişman işte.Biz bir kişi eksiktik ordan geçen arkadaşım Ali Osmanı görünce davet ettim oda oturdu ve bize katıldı ve onunla tanışmamı sağlayan soru geldi 1996 da sergi mergi bilmemne gibisinden yapan fotoğrafçımız kimdir karşı taraf seviniyordu bilemezler diye çünkü kendileride bilmiyordu derken bizden Ali Osman "Ara GÜLER" dedi ve karşı taraf şok içinde bende bilmezdim ilk kez duymustum sanırım o ismi cevap doru nerden biliyorsun falan Ali Osmana sorular derken.Herkesin tanıdığı Taksimde mekanı olan bir fotoğrafçı olduğunu söledi.Her ne kadar bende konuyla pek ilgim olmasada adı aklımda kaldı ve aksam kimdir diye bir aratıp okuma gereği duydum şimdi nacizane benden Ara Güler tanımı.

Şu tarihte doğdu şurda okudu gibisinden tanımlar yapmıyacam tarihçi yada biyografi yazan biri değilim.Bu amcamız amca diyorum çünkü şu günlerde 84 yaşında bulunuyor Türkiyenin yetiştirmiş olduğu en büyük fotoğrafçıymış diyebiliriz.Geçenler de "bizim zamanımızda fotoşop yoktu" diyerek tepkisini dile getirmiş bir nevi benim düşündüğümü savunmuştur bu değerli insan.Düşünsenize analog makinalar deneme yanılma yöntemi yokdenecek kadar az makina sıkıntı poz sıkıntı banyo sıkıntı böle bir dönemde fotoğrafçılık yapmış bu amca ve hakkıyla yapmış.İngilterede yayınlanan Photography Annual dergisi onu dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı arasında göstermiş , Bertrand Russel , Winston Churchill , Arnold Toynbee , Picasso , Salvador Dali gibi birçok ünlünün fotoğrafını çekmiş ve çektiği fotoğrafların büyük bölümü Almanya , Fransa , ABD de müzelerde sergilenmektedir.Bu adam o zamanın koşullarıyla bunları başarmışken isyanda haklıdır.Evkurdan aldığın fotoğraf makinasıyla 2 fotoğraf çekip onunla fotoşopta oynayıp kendini Facebook gibi fotoğraf adına amatör fotoğraf dolu bir sitede fotoğrafçı ilan edilen bir dünyada onun yeri ayrıdır ve bu sebeple artık fotoğraf çekmemektedir.Fotoğraf çekerken öle ahım şahım mekanlar aramamıştır bu amca Süleymaniye camisinin avlusunda oturan aileyi kırmaz ve fotoğraf çeker ve fotoğraf basılınca baba "aaa hanım bak ne güzel çekmiş amca" der ve o hep o güzel çeken amca silüetinde kalmak ister.






30 Eylül 2011 Cuma

Pilli Bebek

İlk Ankaraya gidişimdi , akşam eğlenmek için nerde oturcaz diye sormuştum arkadaşlara Sakarya dediler oha dedim burdan Sakaryaya mı gidicez dedim ve sonra anladım ki Sakarya Ankaranın ta kendisiymiş.Pilli Bebekte , Sakaryanın ta kendisi.Onlar hep Ankara da kuytu köşelerinde daha az kişilere daha özel müzikler yapmayı tercih ettiler.Özel derken bence az kişinin dinlediği müzikler o kişiona aitmiş hissi uyandırabiliyor popülariteyi almış müzikler giderek sıradanlaşıyor sanırım böyle düşündüğüm için herkesin unuttuğu 90 lı yıllar şarkıları ilgimi çekiyor neyse konuya dönelim.Ankara da yaşamayan bilmez bu grubu taki Behzat Ç ye kadar yaptıkları müziklerin anlatılması güç .Uyandırdığı hisler değişik , hani insanın bazen gökyüzene daldığı anlar vardır ya böyle derinlere doğru bakdığınız ve şarkıdaki kelimeler arasında sıkışıp kaybolduğunuz yada hani insan kendisini dinlediği o şarkıya ait olan video klibin içinde hisseder ya işte Pilli Bebek bize böyle duygular yaşatan şarkılar yaşatıyor bize Ankara yı Ankarada yaşamanın nasıl duygular oldunu anlatıyor. Gecenin bu saati bana unuttuğum blogumda bir kaç cümle yazdırmayı hatırlatan ve beni moddan moda sokan Pilli bebek şarkışıyla yazıma son veriyorum.olsun

21 Ağustos 2011 Pazar

PAZARTESİ SENDROMU

Bir pazar gecesinde keyfin yerindeyken gece yatarsın yatağa ve aklına gelir yarın iş , okul vb var.Bazıları için gelişi Pazardan başlar ilkokul çocukları banyo yapar , ödev yapar anneler gömlek ütüler , pantol ütüler :) .Hele ki yazın çalışıyorsanız dahada kötüdür bu sendrom hafta sonu günübirlik tatilci moduna geçip bütün bir yaz yapamadığın tatili 2 güne sıkıştırsın bütün gün boşa gitmesin diye plajdan , denizden çıkmazsın.Akşam eve gelirsin pert vaziyette kafayı vurdumu sabah olmuş iş var ve malum son 1 hafta kendine gelemezsin sebebi neymi Pazartesi sendromu.
Aslında bazıları için tek günlük değildir bu sendrom Pazar akşamı başlar ve Perşembe akşamına kadar seyreder o günler hep yorgun olurlar "hacı gel suraya gidelim:yarın iş var olmaz" modundadırlar bu arkadaşlar.Pazar akşamı kandırırsın çıkartırsın eğlencenin en güzel yerinde "ben artık eve gidiyim" derler.Benim gibi üniversitede okurken çalısanlar için ise tam bir ortamdan alıkoymadır.Malum üniversite öğrencileri geceleri takılıp sabahları uyuyurak hayatı protesto ettikleri için bütün muhabbet gece döner ve zavalı ben 1 de yatim derim ve 2 de yatarım sabah 7 de kalkarım.Bazen daha geç yattıklarımda olur muhabbet için uykudan çalarım sonra bütün gün kahve ve yüz yıkama seansları geçiririm.Yani benim içinde bir işkence Pazartesi sendromu ama günahı ne Pazartesinin iş sendromu olsun adı başka bir gün olsun veya amayok Pazartesi dedimi iş başlar o yüzden uğursuzdur biz gençler için kısaca işin özü şöyle Polyanna gibi düşünmekte yarar var bir nebze hafifletir belki acımızı "yaşasın!!! bir sonraki pazartesiye en uzak gün içindeyim:)".

20 Ağustos 2011 Cumartesi

GÖKHAN TÜRKMEN



GÖKHAN TÜRKMEN

Bir zamanlar oda amatördü niceleri gibi Büyük İnsan dedi ve kalbimizi fethetti , peki bizlere söyleyecek başka şeyleri varmıydı.Bu kadar acıya batırılmış insanı alıp götürcek cürrette olan sözleri dahada bulabilecekmiydi bu genç arkadaş derken hayatımızın bir kenarına oturdu.Bu adamın sesini ne zaman duysan Yan Sen de "canımmmm" derken o meyi uzatırken verdiği duygu aklıma gelir.Sonradan farkettim bu durumu bütün şarkılarında yapıyor ve ona özgü bu biçimi beni her seferinde yeni bir acıya sürüklüyor.Şarkıları hep aynı parmaklardan çıkıyor olması ve bu şarkıların birbirne benzememesi kalitesini ortaya koyar nitelikte , çoğu şarkısını hatta hemen hemen hepsini kuzeni Serkan Söylemez yazıyor.Serkan lütfen soyadını dinle ve sadece yaz sen her yazdığında bu genç adam bizim kalbimizdeki duygu duvarına yeni bir kurşun atıyor.





Büyük İnsan onu bizim hayatımıza sokan şarkı olarak aklıma kazındı.




Yan Sen bu adamın kalıcı olduğun işaretiydi bana göre .



Biraz Ayrılık 2. albümün çıkış parçası harketli bir parçaya böle sözler inanılmaz.(Bir örneğide Yaşar - Kumralım parçasıdır)





Rüya adamın kliplerininde şarkılar kadar iyi olmasını anlattı bize Yonca Karadağ gibi sağlam bir back vokalle tanıştırdı bizi.




Bir Öykü adı gibi bir klibi var sanki bir kısa film izlermiş gibi izliyorsunuz şarkı olayları anlatıyor zaten.





Yazımı bitiriken deyinmediğim anlık efkar yapabilicek çok şarkısı var.Bu adamı ölmeden mutlaka canlı dinleyin ulaşılmaz yerlerde değil inanın bu şarkıları bir başkası olan Yalın gibi Amerikada ,İngilterede takılıp ben starım yabancı albüm yapcam diye gezerdi.